0535 200 81 45
koray@korayguzelderen.com

Kara Veba

Ekim 30, 2024

İnsanlık tarihinde gördüğümüz, kitleleri tahakkümü altına almış en manipülatif, en karanlık, hatta insanlığa çok büyük zarar vermiş olan kuruluş hangisidir desem aklınıza ne gelir?

Faiz lobileri mi, FED mi, petrol lobileri mi? Bunlarla ilgili fikirlerinize bir şey diyemem ama en azından hesap kitap matematik ışığında çalışan kurumlar derim bunlara. Benim aklıma Orta Çağ Avrupa’sındaki Katolik Kilisesi geliyor.

Kurumsal kilise yapısı; tarihin akışında dolaylı olarak Avrupa nüfüsunun yüzde 60’ının ölümüne sebep olmalarının yanısıra, tahminlere göre insanlık medeniyetinin ilerleyişinin birkaç yüzyıl geride kalmasına sebep olmuştur.

Cehaletin karanlığı ile beslenen Papalık, insanları sürekli Latince İncil’deki hikayeleriyle korkutur, itaat etmeye zorlar ve Tanrı’nın sözcüsü olarak görülen Papalığın emirlerini yerine getirmeye yönlendirir. Öyle ki, bu çağlarda endüljans denilen para karşılığı insanlara cennetten arsa satılması, para karşılığı papazların günahları affetmesi, halkın vergi olarak hasatlarının ciddi bir kısmını kiliseye vermeleri, zenginlerin altın karşılığı kilisenin ayrıcalıklarını kullanması gibi onlarca vergi ve kural ile Papalık resmen fakir halkın sırtına binmiştir.

Tabi tüm bunlar, geçen sürede artık insanların ‘bu nasıl inanç, bu nasıl kurum, bu işte bir terslik var’ demesine sebep olmuştur.

Yıl M.S.1330 civarı, yer tahmin edileceği üzere Güney Batı Asya, Çin.  “Yersinia pestis” adı koyulan bir bakteri ilk defa ortaya çıkmış ve halkın kitleler halinde ölümüne neden olmuştu. Hastalık daha sonra ticaret yolları ve savaşlar ile batıya doğru yol aldı. 1346’da veba, Kefe şehrini kuşatan Moğollara kadar ulaştı. O dönemki kaynaklar, vebanın Moğol ordusunu harap ettiğini ve kuşatmayı sonlandırmaya zorladığını söyler. Aynı zamanda kale kuşatmasında üstünlük kuramayınca, Moğol hükümdarının vebadan ölen askerlerin ölü bedenlerini mancınıkla kaleye fırlattığı ve hastalığı kitle imha silahı olarak kullandığı da söylenir. Tam olarak doğru mudur bilinmez ama kayıtlara göre veba bölgede hızla yayılmaya başlamıştır.

1347 yılı Sicilya, İtalya… Messina Limanı’na Karadeniz Kefe’den iç karartan bir gemi gelir. Gemiden inlemeler, çığlıklar yükselirken, limandakiler gördükleri manzara karşısında dehşete düşerler. Yaşıyor olmasına rağmen bedenleri çürümüş insanlar, derileri paramparça olmuş ölüler ve yüzleri kabarcıklar içinde yardım isteyen mürettebat limanda huzursuz ve karanlık rüzgarların esmesine sebep olur. Ölüm rüzgarının hedefinde bütün Avrupa vardır.

Messine Limanı’na yanaşan gemide sadece tahıl değil, fareler ve sıçanlar da vardır. Normalde gemilerde, limanlarda ve şehirlerde farelerin doğal düşmanı olan kedilerden bolca bulunmasına rağmen Papa Gregor’un emri ile Avrupa’da şeytanın sözde dostu olan kediler öldürülmüş ve neredeyse hiç kalmamıştı. Gemiden limana kaçan fareler taşıdığı bakteriyi şehirdeki farelere hızla bulaştırır. Zaten hijyen konusunda zayıf olan Avrupa halkları bakterinin sebep olduğu veba ile tanışmaya başlar.

Kilise vebayı ‘Tanrı’nın günahlarımız yüzünden bize gönderdiği bir ceza’ olarak yorumlar. Dua edip vebadan kurtulmak için toplu ayinler düzenler ve kilisenin düzenlediği ayinlerle bulaş daha da hızlanır.  Şeytanın bizzat hastalığın bulaşmasını sağladığını düşünüp bunu beyan eden kilise, kadın sesinin şeytanı kaçırdığını söyler. İnsanlara bahçelerine kadın sesine benzeyen bir sesle öttüğü için horozlar koymalarını tembih eder. Horozdan tavuğa, tavuktan ineğe herşey telef olur. Kilise hastalıktan korunmak isteyenlerden bağış toplar, bağışları sabit hale getirmek için halka ek vergiler koyulur. Ama nafile kara veba ortalığı kasıp kavuruyordur. Tutulabilen kayıtlara göre Avrupa’da 1346 ve 1351 yılları arasında halkın ‘3’te 2’sini’ öldürmüş olan kara veba salgını neticede izolasyon, hijyen ve geleneksel tıbbın uygulanması ile ortadan kalkmıştır.

“İlk olarak, vücutlarının her yerinde ağrı hissettiler. Ufak tefek sıkıntılar yaşıyorlardı. Sonra, bazen bezelye kadar küçük, bazen elma kadar büyük bir şişlik ciltlerinden dışarı çıktı. Ağrılar arttı ve dayanılmayacak safhaya geldi. Hastalık vücutlarına yayıldıkça, kan kusmaya başladılar. Kendileriyle beraber diğerlerini de hasta ettiler.

Sonunda birçokları için ölüm geldi.”

İşte kilisenin ilimden uzak safsatalar ve algı ile yönetmeye çalışıp; nüfusun yaklaşık yüzde 60’ının yok olduğu Avrupa’da yaşanan kara vebanın özetini de Avrupalılar bu şekilde yapıyorlar.

Siz mesajı aldınız.

 

Alıntı: TamgaTürk

Oyunu Kuran
Kazanır!
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.

Oyunu Kuran
Kazanır!
https://www.korayguzelderen.com/wp-content/uploads/2024/07/cropped-favicon.png
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.