0535 200 81 45
koray@korayguzelderen.com

Bazı Meseleler Üzerine

Ağustos 12, 2024

16 yıl evvel üniversitede okurken çok süt içerdim, içerisinde kazein proteini olmasından dolayı spor yaparken fiyat performans açısından işime gelirdi. Dolar kuru 1.16 Türk lirası olan o vakitte marketten 75-85 kuruş arası fiyatlarla tam yağlı süt aldığımı hatırlıyorum. Yani perakende satışta ortalama 0.8 Türk lirasına ya da 0.67 dolara, 1 litre süt. Bugün aynı sütü marketten 29 Türk lirası ile 50 Türk lirası arası fiyatlarla alabiliyorum. Yani 0.87 dolar ile 1.50 dolar arasında 1 litre tam yağlı süt. Yıl 2024 teknoloji gelişti, güya memlekette tarım ve hayvancılığa büyük bir teşvik var. Ama sütün birim fiyatı ne hikmetse düşeceğine neredeyse 2 katına çıkıyor. Büyük bir ilaç firmasında yöneticilik yapan veteriner bir abimizle sohbet ediyoruz. Der ki, hammadde olarak çiğ süt alan büyük firmalar eskiden sütü üreticiden nakit alır günlük parasını öderdi, şimdi firmalar üreticiye yüzde 20 nakit kalanını 8 ay vade vererek süt alıyorlar. Ne oluyor abi peki bu durumda diye sordum vaziyeti anlamak için. Dedi ki, kardeşim süt üreticileri hayvanları kesip satıyor, iş bırakıyorlar haliyle. İşi bırakıp şehre yerleşenlerin rahatlığını gören bazı üreticiler de imrenip aynısını yapmaya niyetleniyorlar. Sadece güçlü sermaye gücü olanlar devam edebiliyorlar. Yem, ilaç, mazot fiyatlarının fahiş artışlarından dolayı süt üreticileri isyanda anlayacağın. Üreticiden sütü alan firmalar kötü niyetli olduğundan diyemem. Onların da ekonomileri artık buna müsaade ediyor.  Memlekette çözülmesi gereken birçok konu gibi sanki bu da çözülmesi gereken bir konu.

‐————-

Türk hukukuna 2014 yılında giren; Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “Geçici koruma” başlıklı 91. maddesine göre; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.

Bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülükleri, Türkiye’den çıkışlarında yapılacak işlemler, kitlesel hareketlere karşı alınacak tedbirlerle ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar arasındaki iş birliği ve koordinasyon, merkez ve taşrada görev alacak kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerinin belirlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir”. Bu statü, ülkemize kitlesel akın halinde gelen ve yukarıda açıkladığımız üç uluslararası koruma türü kapsamına da giremeyen yabancılara uygulanmaktadır.

Suriyelilerin Türkiye’ye kitlesel olarak akının ne zaman başladığını inceleyecek olursak, bu sorunun önemli olduğunu söyleyebiliriz. Kanunda, kitlesel akın olmadan geçici koruma sağlanamayacağı ifade edildiğinden, cevabın resmî açıklamalara dayandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. 2011 yılında Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’deki Suriyeli sayısının 30-40 bin arasında olduğunu ve ülkenin en fazla 100.000 kadar Suriyeliye ev sahipliği yapabileceğini belirtmiş, bu sayıdaki Suriyeliler için barınma kamplarının inşa edildiğini ve Suriye’deki olayların tahminen üç ay içinde sona ereceğini ifade etmiştir. Bu açıklamaları dikkate alarak, Suriyelilerin sayısının kayıtlı 3 milyonu, kayıtsız 10 milyonu geçtiği bu vaziyette 100.000’i geçtiği aşikardır ve 28 Nisan 2011 tarihi, kitlesel akının başladığı tarih olarak kabul edilmelidir.

Sonuç olarak, mevzuatımızda hangi yabancıların mülteci veya geçici koruma statüsü alacağı açıkça düzenlenmiştir. Ancak, sığınma statülerinde hala kavram karışıklığı bulunmaktadır. Mevcut mevzuat ve açıklamalar ışığında, mülteci statüsünün bireysel bir durum olduğunu ve kitlesel akınlarda uygulanmadığını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye’deki Suriyelilerin mülteci olarak tanımlanması yanlıştır. Suriyeliler, mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünde değil, geçici koruma statüsündedirler ve Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile Geçici Koruma Yönetmeliği’ne tabidirler. Bu nedenle, bu kişilerin göçmen veya mülteci olarak adlandırılması hukuken yanlış olacaktır.

Görüleceği üzere, Türkiye’ye gelen Suriyelilerin mülteci olarak kabul edilmesi veya doğrudan Türk vatandaşlığına geçişleri mümkün değildir. Geçici koruma statüsü nedeniyle, Suriye İç Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Suriyelilerin güvenli bölgelere dönmeleri sağlanmalı ve Türkiye’nin iktisadi yükü ile demografik sorunlar azaltılmalıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Suriye sınırındaki güvenliği sağlanarak, Suriye’nin üniter yapısının korunması mümkün olabilir. Benim birde kendime sorduğum bir soru var.

Hukuki olarak geçici sığınmacı statüsü kalkacak olduğunda, bu din kardeşlerimiz evlerine gitmek istemezse ne olacak? Resmi olarak işgalci konumuna mı girecekler? Bu durumda memlekette kaos oluşmaz mı, ne olur? Birisi bu soruları cevaplasın isterim. Cevaplayan olursa da bunlar giderse memlekette üretim durur ekonomi batar basitliğiyle cevaplamasın isterim.

————

2003 yılından beri eğitim için ya da iş için gider gelirim Londra’ya. O memleketin insanları genelde mutlu gözükürlerdi gözüme. 2022 yılı sonunda iş için yine Londra’ya gitmiştim. Havalimanında taksiye bindiğim andan itibaren bir mutsuzluk, huzursuzluk ortamı sezdim o seyahatimde. Haliyle merak ettim sordum taksiciye, esnafa, vatandaşa, iş insanına. Hepsinden aynı cevabı aldım. Yüksek enflasyon insanları sıkıntıya sokuyor, burası hiç böyle değildi. Yaşanmaz hale geldi diyorlardı. Hatta protestolar başlamıştı. Sağlık sisteminde, toplu taşımada grevler yapılıyordu. Yahu ne kadar oldu enflasyon da bu kadar etkilendiniz diye sorunca aldığım cevap; “ekimde %11.2 oldu yıllık enflasyon” oldu. Yıl sonunda bu oran düşmüş tabi. Anlayacağınız ortalama aylık %1 bile olmayan enflasyon yüzünden millet geçim sıkıntısına düşmüş, hükümeti eleştiriyor, protestolar yapıyor. Neticede 2024 yılında %2 olan bir enflasyon oranına düşmeyi başarıyorlar.
2023 yılı ülkelerin enflasyon oranlarına bakıyorum.

1. Zimbabve – %284,94
2. Venezuela – %210
3. Sudan – %154,91
4. Türkiye – %73,13 (TUİK) , %127 (ENAG)
5. Arjantin – %72,37
6. Sri Lanka – %48,19
7. Surinam – %47,56
8. Yemen – %43,85
9. İran – %39,99
10. Etiyopya – %33,64
11. Moldova – %28,48
12. Gana – %27,18
13. Haiti – %26,82
14. Sierra Leone – %25,91
15. Angola – %21,69
16. Estonya – %21
17. Ukrayna – %20,55
18. Nijerya – %18,91
19. Malavi – 18.45%
20. Litvanya – 17.61%

20 tanesini listelemek mevzuyu fazlasıyla anlamaya yeter diye düşünüyorum. Savaş olan ülkelerin enflasyonu bile bizim memlekete yaklaşmıyor. Birleşik Krallık’ta yaşanan enflasyonun halkta yarattığı etki ve tepkiyi anlayabiliyorsak, ülkemizde neden bir şeylerin düzelmediğini düşünmemiz de gerekir kanaatindeyim. Neticede memleket ekonomisini düzeltmek, memleketi yönetenlerin feraset ve kapasitesine bağlıysa bu işin gerekliliği vaziyeti sorgulayıp var olan durumu değiştirmek için demokratik hakları kullanmak değil midir? Memleket meseleleri üzerine yüksek matematik hesabı yapmaya gerek yok, Aysun Kayacı haklı çıkmıştır.

Alıntı: TamgaTürk

Oyunu Kuran
Kazanır!
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.

Oyunu Kuran
Kazanır!
https://www.korayguzelderen.com/wp-content/uploads/2024/07/cropped-favicon.png
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.