0535 200 81 45
koray@korayguzelderen.com

Quo Vadis?

Ocak 24, 2025

Harikalar Diyarı’nda yolunu kaybetmiş olan Alice ile Cheshire Kedisi arasında bir konuşma geçer:

Alice tavşana sorar: Hangi yoldan gitmeliyim?
Tavşan cevap verir: Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok!

Memlekette feci derecede savrulma görüyorum, Alice belki de bizim buralardan biridir! Bir yere gitmek istiyor ama nereye gideceğinin pek de önemi yok. Halk arasında kervan yolda düzülür diye bir tabir var. Hiç hoşlaşmadığım bir anlayış. Ama tüm yaşantımızı sarıp sarmalamış durumda ne yazık ki.

Bir dostumun Instagram hikayesinden paylaştığı tivitini gördüm. Allah Allah bu ne ki şimdi diye haberlere baktım.  “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla gözaltına alınmıştı Zafer Partisi Genel Başkanı Prof.Dr. Ümit Özdağ. Gözaltına alınma nedeni olan konuşmasını dinledim. İlginç; genel manada yaşanmış, olmuş şeylerden bahsetmiş üstelik hakaret küfür benzeri bir şey de duymadım diye düşündüm. Dinlerken aklıma gerçekleri dile getirmenin hakaret olmadığı geldi. Tabii anlatılan gerçekler bugün rahatsızlık veriyorsa vatandaşın tekrar hatırına gelsin istenmeyebilir. Eee bu da doğal.

Sonra Cumhurbaşkanı’nın da Ümit Özdağ’ın da Ankara’da olmasına rağmen dosyanın İstanbul’da açıldığını fark ettim. Hocayı yemek yediği yerden alıp İstanbul’a götürüyorlardı. Rahatsızlık yarattığı için bizde ona rahatsızlık verelim demiş olabilirler diye geçti içimden. Ne olursa olsun 63 yaşındaki bir profesörün, bir parti Genel Başkanının Ankara’dan İstanbul’a apar topar götürülmesi gereksizdi.  Neticede Ümit Hoca’yı ifadeye çağırsalar ertesi gün zaten İstanbul’a gider ifade verirdi. Başka bir iş vardı sanki bu olayda, milliyetçi cenahın sözcüleri ekranlarda konuşurken yüzlerindeki ifadeden bunu sezdikleri de belli oluyordu. Apar topar olduğu yerden insanları alıp ifadeye götürmek, gözaltına almak modası nezaketten son derece uzak ve kabadır. Devlet adab-ı muaşeret’ten uzaklaştıysa vay halimize. Kurumların kullandığı metotlar çok önemli. Kurumların, kim olduğundan bağımsız olarak vatandaş üzerindeki tasarruf şekli devleti yönetenlerin mizacını çok net gösterir.

Sonuç olarak Ümit Özdağ bu suçlamadan beraat etti ama Kayseri dosyası kapsamında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan tutuklandı. Geçmiş olsun. Türk Milliyetçileri ve Türk Milleti adına üzücü. İnanıyorum ki Türk Milleti içinde bulunduğu bu ahval ve şerait içerisinde vazifesini bilir. Yoksa adalet ve hukuk konusunda “Nereye gidiyorsun? (Quo Vadis?)” diye sorarlar.
————
Ümit Özdağ’ın tutuklandığı gün aynı zamanda millet olarak çok büyük bir acı yaşadık.

Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden Kartalkaya’da, Grand Kartal Oteli’nde yangın çıktı. 78 vatan evladı, yaşına, cinsiyetine, ırkına, inancına bakmadan aynı şekilde can verdi. Birçok da yaralımız mevcut, Allah şifa versin. Tartışma konuları belediye mi suçlu, bakanlık mı suçlu bilmem ne. Gerçekten önemi yok, çünkü herkes suçlu. Düzeni yozlaştırarak, medeni bir toplum olmanın aksi yönünde gitmeye katkı sağlayan herkes. Orada can veren Türk olsa ne olur Kürt olsa ne olur, hatta yabancı uyruklu olsa ne fark eder. Hani Türk’ün olduğu yer güvenli olacak, nizam gelecek demiştik ya, olmuyor bak bu şekilde. Devamlı aynı şeyleri yaparak farklı bir netice bekliyoruz. İnsanı önceleyen uygulamaları şiar haline getirmediğimiz sürece ne yazık ki bu tarz olaylarla karşılaşmaya devam edeceğiz. Allah tekrarından korusun. Korusun tabii ama belli ki Allah’ın sistemi öyle korusun, korudu… mantığıyla işlemiyor. Akıl kullanmadan yapılan her işin kötü neticesini Allah’tan geldi diye kadercilikle geçiştirmek büyük bir yobazlıktır. İlgili kurumların ilgili kişileri bir Avrupa’yı, İngiltere’yi dolaşsın bakalım yangına karşı ne önlemler var. Kendi kendine kapanan yangını içerisinden geçirmeyen içi yalıtımlı kapılar, güvenlik sistemli prizler, yangın springlerinin gerektiğinde binanın duvarının içine kadar su salması… Bizde ise çalışmayan yangın springleri, 20 yılda bir akla gelirse rapor kontrol denetim, işte neyse, bir de dua. Bu sefer ben sorayım medenileşme dediğimiz kavram bu meseleyi de içerisine almıyor mu? Nereye gidiyoruz?
—————-
23 Ocak Perşembe, Merkez Bankası artık yılda 8 defa yapacağı toplantılardan birinde tekrar 250 baz puan faiz indirimine gitti. Bundan önceki toplantısında da 250 baz puan faiz indirimine gitmişti. Gitsin tabii, faizin yüksek olması memlekete fayda sağlamaz uzun vadede. Fakat sanki olması gerekenden fazla hızlı faiz indirimleri ile karşılaşacak gibiyiz. Ekonomik göstergelere bakınca rasyonel olmayan adımlar atılabileceğini görüyoruz, belli ki acele etmemek gerekiyor.

Sonra konuşma şöyle geçerse başladığımız noktaya bile dönemeyiz;

-Alice tavşana sorar: Bu toplantıda faizi indirmeli miyim?
-Tavşan cevap verir: Nereye gideceğini bilmiyorsan faizi indirmenin bir önemi yok!

3 ay sonra sorarlar “Nereye gidiyorsun?” diye.
———
Bir de bitmek bilmeyen bir teröristbaşı konuşsun meselesi var. Kardeşim konuşturacaksanız konuşturun. Ama olduğu yerden. Meclis’e falan getirmek gibi bir akıl tutulması olmasın! Gerçi Cumhurbaşkanı, İmralı’dan çıkma gibi bir durumu yok demiş, sözüm milliyetçi camianın artık bugün Türk Milliyetçilerini temsil etmeyen kısmına. Konuşsun oradan, PKK silah bırakıyor, dağılıyor desin. Vallahi billahi memleketteki Kürtlerin Türklerden eksik hakları var ise ilk ben karşı geleceğim. Ama memleketteki Türklerin herhangi bir hakkı geri kalırsa bütün Türkler karşı gelecek. Buyrun meydan orada, şu an yapmak istediğiniz şeye bir mikrofon lazım.  Burada eksik gördüğüm bir şey var, bunu yaparsanız da mantıken Demirtaş’ı serbest bırakmak zorunda kalacaksınız. Aksi halde buna “Oksimoron” denebilir.

 

Alıntı: TamgaTürk

Oyunu Kuran
Kazanır!
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.

Oyunu Kuran
Kazanır!
https://www.korayguzelderen.com/wp-content/uploads/2024/07/cropped-favicon.png
koray@korayguzelderen.com
0535 200 81 45

© Timuçin Koray Güzelderen. Tüm hakları saklıdır.